ABDAL MUSA (1)
Abdal Musa Sultan, XIV. yüzyilda yasamis Anadolu velilerindendir. Orta Asya'dan geldigi için onu da “Horasan Erenleri”nden sayarlar. Kesin olmamakla beraber, aslen Azerbaycan'nin Hoy sehrinden oldugu menakibnamesinde geçen “Neslimiz sorarsan asl-i Hoy'danuz” misra'ina dayanilarak kabul edilmektedir. Kisaca Abdal Musa, bu yüzyilda Anadolu'ya gelen dervis zümrelerine mensuptur. Hangi tarihte dogdugu ve ne zaman, hangi yolla Anadolu'ya geldigi simdilik bilinmemektedir; tabii olarak ölüm tarihi de bilinmeyenler arasindadir. Bir kisim tarihi kaynaklarin verdigi bilgilerin isiginda, XIV. yüzyilda yasayarak Orhan Gazi ve Yildirim Beyazid devirlerini gördügünü söyleyebiliriz.
“Babasi Hasan Gazi'dir. Abdal Musa'nin dedesi Haydar Ata ise Haci Bektas Veli'nin amcasidir. Buna göre Abdal Musa, halifesi oldugu Haci Bektas Veli'nin ayni zamanda akrabasi da oluyor. Annesi, Ana Sultan, kiz kardesi ise Hüsniye Baci'dir. Abdal Musa'nin kabri Elmali'ya bagli Tekke köyündedir. Bursa'nin fethine katilmasindan dolayi Abdal Musa'nin Bursa'da da bir kabri bulunmaktadir. Ancak, arastirmacilarin ekserisi Bursa'daki kabrinin sadece bir makamdan ibaret oldugu hususunda birlesirler. Bursa'daki ve Elmali'daki türbelerin iki ayri Abdal Musa'ya ait oldugunu ileri sürenler de vardir. Tarihi – manevi sahsiyetlere birden fazla makam atfedilmesi tabii bir haldir; Yunus'ta, Nasreddin Hoca'da ve Köroglu'nda da ayni hal mevcuttur. Fransiz sair Paul Verlaine, “Günesin altinda bir tek ask vardir; digerleri onun yansimasidir”diyor. Tipki bunun gibi, bir tek Abdal Musa vardir; digerleri halkin hafizasindaki Abdal Musa sevgisinden dogan yansimalardir” denilebilir.

Fotograf 1: Hazirliklar
Abdal Musa Menakibnamesi'nden hareket edildigi zaman, Abdal Musa'nin esas türbesinin Tekke köyündeki oldugu daha iyi anlasilir. Menakibname'de Abdal Musa'nin gazabina ugrayan Teke Begi, bugün Döseme Alti diye geçen “Döseme Derunu'nda öldürülmüstür. Ayrica Geda Muslu adinda bir Bektasi sairinin yazdigi siirde “Avlan gölü, Elmali sehri, Bogazhisari, Geliboli, Kuridagi, Tanridagi ve Sarikiz” gibi yer adlari geçmektedir.
Evliya Çelebi de o tatli üslubuyla Tekke Köyü'nde bulunan Abdal Musa zaviyesinin o günkü ( XVII. Asir ) hali hakkinda oldukça ayrintili bilgi vermektedir. Evliya Çelebi'nin söylediklerine bakilirsa Abdal Musa Tekkesi'nin çok zengin vakiflari vardir: “On binden çok koyun, bin camuz, on katar deve, yedi katar katir, binden fazla sigir, yedi yüz kulan kisrak, yedi degirmen ve oldukça bayindir bag ve bahçeleri vardir.” Bu bilgilere göre, o zamanlar Elmali muhuti, Abdal Musa'nin nüfuzu altinda büyük bir Bektasi merkezidir. Tabii ki, Abdal Musa'nin nüfuzu sadece Elmali yöresi ile sinirli degildir; Izmir, Aydin, Mugla ve Rodos Adasi basta olmak üzere Bati Anadolu'nun büyük bir kismini içine alir. Vesikalardan anlasildigi kadariyla Abdal Musa: Denizli, Finike ve Aydin'da da bulunmustur. Ancak, son karar eyledigi yer Elmali'nin Tekke köyüdür.

Fotograf 2: Yapilan hazirliklar sonucunda yemegin pisirilmesi
Abdal Musa Sevindük Dede, Kilerci Baba, Kafi Baba, Kaygusuz Abdal ve Yatagan Baba gibi pek çok halife yetistirmistir. Bunlarin en meshuru Gaybi adiyla da bilinen Kaygusuz Abdal'dir. Menakibname'deki bilgiler, Abdal Musa ile Kaygusuz Abdal arasinda, Tapduk Emre ile Yunus Emre arasindakine benzer bir mürsid-mürid münasebetinin varligini ortaya koymaktadir.
Abdal Musa hakkindaki bilgilerin pek çogunu menkabevi yasayisindan kesitler veren “Abdal Musa Menekibnamesi”nden elde edebiliyoruz. Birkaç tane de Abdal Musa'nin agzindan söylenmis oldugu iddia edilen siir vardir. Abdal Musa'nin halefi Kaygusuz Abdal'in çok güçlü bir tekke sairi olusu , Abdal Musa'nin daha baska siirlerinin de olmasi ihtimalini kuvvetlendirebilir.
Hakkinda daha etrafli bilgimizin olmadigi Abdal Musa'nin menkabevi hayati hususunda münakasalar yok denecek kadar azdir.

Fotograf 3: El birligi ile yemegin hazirlanmasi
Anadolu insani bir bütün olarak Abdal Musa'yi benimsemis ve sahip çikmistir. Asil mezarinin nerde olduguna dair söylemler bulunmaktadir. Bu da gösteriyor ki insanlar onu kendi yörelerine ait görmektedir. Giris niteligi tasiyan bu açiklamalardan sonra, köyümüz insaninin Abdal Musa'ya nasil baktigini ve O'nu nasil andigini birlikte irdelemeye çalisalim...
Abdal Musa kutlamalari, geçmisten bugüne kadar gelenek içindeki yerini kaybetmemistir. Birlik, beraberlik, kardeslik ve dostlugun ön plana çiktigi bu ritüelde; küsler barisir, dostluklar pekisir ve herkes bu etkinlige kendince katki saglar.
Anadolu insani Abdal Musa'yi birlik simgesi olarak görmüs ve kutlamalarinda imece usulünü esas alinmistir. Asagidaki yazi bu yazdiklarimiza iyi bir örnek teskil etmektedir.
“ Kis aylari geldi mi, köyümüzün büyükleri bir araya gelir, köyde her yil yapilmakta olan Abdal Musa birlik kurbani yapilmasina karar verirler. Vazifeyi alan kimseler ev ev dolasarak kurban için lokma toplarlar. Toplanan lokmalar hepsi birlik olur. Köyün içinde elbirligi ile iki üç gün çalisarak kurbanlar kesilir, ekmekler pisirilir, bilhassa gençler sabahlara kadar çalisirlar ki, Abdal Musa muratlarini versin diye. Lokmalar hazir olduktan sonra köy halki hep bir araya ellerinde lokma taslari oldugu halde lokmanin basina toplanirlar. Köyde dua yapan erenlerden bir zat kazanin basina geçer:
“Bismi sah Allah Allah! Artsin eksilmesin, tassin dökülmesin, yiyene nur iman ola, hastalar sifa bula, müminler sad ola, münafiklar berbat ola. Üçler, besler, yediler, On iki Imamlar, on dört masumu paklar, on yedi kemerbestler, Kirklar, seksen bin Rum erenleri, doksan bin Horasan pirleri, yüz bin gayib erenleri, hak Muhammed Ali, Pirimiz Hünkâr Haci Baktas-i Veli, Abdal Musa kurbanlari kabul eyliye, ziyan, keder vermiye.”
Köy halki hep bir agizdan Allah Allah der, lokmalarini alirlar, yerler. Gelen mihmanlara (konuklara ) da ikram ederler.
Anadolu'da, köylerde yasayan insanlar öyle inanmislardir ki, kurbanlarin kesildigi yil, köyde hastalik olmaz, her türlü ekinleri bereketli olur. Bütün dogan çocuklar atalarina ve büyüklerine karsi saygili olurlar. Halk birbirleriyle görüsür, darginlar barisir.”

Fotograf 4: Yufka açan kadinlar ( Fadime Köse ve Kiymet Yardimci )
Eskiden beri bu gelenek köylerde uygulanmaktadir. Herkes kesesine göre az ya da çok bu etkinlige katilmaktadir. Tabii göçlerin bu gelenege de olumsuz etkisi bulunmaktadir. Önceleri köylerde büyük bir katilim söz konusu iken simdilerde 25-30 ev ancak katiliyor. Ancak büyük sehirlerde de Köy Dernekleri bu gelenegi sürdürmektedir.
Eskiden köyümüzde; bazi evlerde Abdal Musa törenleri daha çok yapilirmis. Çiçekgil, Alabasgil, Ramadangil vb. bunlara örnektir. Ramandangilin köyün ortasindaki evi çok genis olup, törenler burada yapilirdi.
Yukarida yazilanlar isiginda bizim köyümüzde Abdal Musa'nin nasil kutlandigina bakalim: Bu uygulamada yemek olarak etli pilav ve bunun yaninda da yufka ( ekmek ) verilir. Her ev kendi kesesine göre buna katilir. Eskiden her ev lokma getirerek katilirken; bu adet yavas yavas terkedilmistir. Köylülerin ortaklasa seçtigi bazi kisiler, köydeki evlerin durumuna göre para toplarlar. Toplanan bu para ile köyde koyun sürüsü bulunan evlerin ( sürü sayisi ve buna bagli olarak sürüsü olan ev sayisi artik köyümüzde çok azalmistir. Ancak birkaç evde bulunmaktadir ) birinden kurbanliklar satin alinir. Satin alinan bu evden de para alinir. Yine bulgur ve yag tedarik edilerek isin maze kismi tedarik edilmis olur. Bunun yaninda köyümüzün kadinlari uygun bir yerde toplanarak yufka ( ekmek ) açarlar. Onlar da isin bu yönüyle ilgilenirler.

Fotograf 5: Yemegin son asamasi
Bütün bu hazirliklardan sonra alinan kurbanlar kesilir. Köyde yemek yapmayi bilen kisiler, yöremizde önemli bir yemek haline gelen etli pilavi yaparlar. Yapilan bu pilavlar orada bulunanlara dagitilir, gelemeyen kisilere ve ev halklarina yufkayla birlikte pilavlar gönderilir. Dostlugun, birlikteligin ve bereketin anlami bir kez daha pekistirilir. Abdal Musa yad edilir.

Fotograf 6: Yufkayla birlikte etli pilav
KAYNAKÇA
1. Musa Çiftçi, Abdal Musa'nin Gerçek Hayati, Menkabevi Hayati ve Sahsiyeti , Milli Folklor 1. Aralik 1990
2. Menakibname-i Abdal Musa Sultan, Prof. Dr. Abdurrahman Güzel'in özel kitapligindaki nüsha.
3. Asik Pasa Zade tarihi, Ist. 1332
4. Bedri Noyan, Bektasiler ve Bektasilik
5. Evliya Çelebi, Seyahatname, C. IX
6. Fuat Köprülü, Abdal Musa, Türk Halk Edebiyati Ansiklopedisi, C. I, Ist. 1935
7. Menakibname-i Abdal Musa Sultan, Prof. Dr. Abdurrahman Güzel, a.g.n.
8. Prof. Dr. Abdurrahman Güzel, Kaygusuz Abdal, Kültür Bakanligi, Ank. 1981
9. Adil Ali Atalay, “Abdal Musa Sultan ve Velayetnamesi”, Can Yayinlari, Agustos 1997, Besinci Basim
10. 4 – 5 – 6. fotograflar Erkin SARIGIL'den alinmistir. Ayrica yazinin olusmasinda emegi geçen Musa SARIGIL'de tesekkürlerimi sunarim
Hazirlayan: Cengiz SARIGIL
ANASAYFA
|