DEK K

  

Genel Tanıtım:

 Ödek Köyü Sivas iline 203, Divriği ilçesine 28 km uzaklıkta, yaklaşık 136 nüfuslu bir köydür (Harita İçin Tıklayınız). Yörenin tipik özelliği olduğu üzere köy nüfusu kışın oldukça azalmakta yazın ise artmaktadır. Özellikle havaların ısınmaya başlamasıyla birlikte emeklilerin bir bölümü büyük şehirlerden köylerine dönmekte, öğrenciler de okulların kapanmasıyla tatillerinin bir bölümünde hem köylerini ziyaret etme hem de köy işlerine yardım etmek amacıyla köye gelmektedir. Son zamanlarda görülen olumlu olarak değerlendirilebilecek bir gelişme çok uzun zaman önce özellikle iş bulma amacıyla diğer illere (özellikle Ankara ve İstanbul) göç edip emekliye ayrılanların köylerine yaz aylarında gelebilmek ve kalmak amacıyla ev yapıyor/ yaptırıyor olmalarıdır. Bu olumlu bir durum olarak değerlendirilebilir çünkü köyün tarihinin son dönemlerinde özellikle gençlerin iş, eğitim vb amaçlarla köyünü terkettiği ve köyün boşaldığı görülmektedir. Son zamanlarda köye yapılan bu evleri tersine göç olarak nitelendirmek mümkün görünüyor.

Ödek Köyü’nün önemli özelliklerinden birisi de birçok çevre köye göre kaynak sularının ve ağaçlık alanların bolluğudur. Köyde birçok piknik alanı mevcuttur ve soğuk suları meşhurdur. Yine de mevcut su miktarı sulu tarım için yeterli değildir. Doğal olarak tarım ve hayvancılık köyün temel geçim kaynaklarıdır. Ancak bu iki alanda köylüler birçok güçlüklerle karşı karşıya bulunmaktadır. Suyun yetersizliğinin yanı sıra tarımın önündeki bir diğer engel de coğrafi yapıdır. Köyün coğrafi yapısı dağlık olduğundan makineli tarım için yeterli uygun arazi mevcut değildir. Traktör ve biçer kullanımı oldukça zordur.  Birkaç traktör olsa da genel de eski tarım metotları kullanılıyor. Orak ve tırpanla tarla biçmek, harman işlerinde binek hayvanlarını kullanmak hala yaygın. İklim yapısı tipik karasal iklim olarak tanımlanabilir. Yaz mevsiminde oldukça nadir yağmur yağar. Mevcut su hacminin sulu tarım için yeterli olmaması neticesinde de tarımsal ürün verimi sınırlı olmaktadır. Belli başlı tarımsal ürünler buğday, arpa, nohut, mercimektir. Yukarıda belirtilen sebeplerden dolayı (iklim ve coğrafi yapı) tarım ticari amaçlı değildir. Tarımda amaç köylünün kendi  günübirlik geçimini sağlamanın ötesine geçemiyor.

Tarımın yanı sıra köyde hayvancılık da yapılmaktadır ancak son zamanlarda özellikle küçük baş hayvan sayısında (koyun) büyük bir azalma görülürken büyük baş hayvan (inek, tosun) sayısında fazla bir değişim görülmemektedir. Köyde hayvancılık için uygun mera mevcutken iklim koşulları yeterli değildir. Özellikle yaz aylarında karasal iklimden dolayı meralar kurumaktadır. Bu da hayvancılığı zorlaştırmaktadır. Küçükbaş hayvan sayısının azalmasına paralel olarak yaylacılık faaliyetlerinin de son dönemlerde azaldığı görülmektedir. Buna rağmen hala faaliyette bulunan bir iki yayla mevcuttur. Yöre arıcılık açısından iyi bir potansiyele sahiptir ancak bu potansiyelin de yeterince değerlendirilemediği görülmektedir. Tarımda olduğu gibi arıcılık da ticari amaçlı olmamaktadır. Biraz teknik bilgi ve beceriyle köyün bu potansiyeli değerlendirilebilir ve arıcılık köy için çok iyi bir geçim kaynağı olabilir. Aynı durum büyükbaş hayvancılık için de geçerlidir. Maalesef Türkiye’de son zamanlarda tarım ve hayvancılığın büyük bir yara aldığı görülmektedir. Devletin bu iki önemli alana  etkin bir destek vermediği görülüyor. Bu açıdan böyle bir durumda çiftçinin işi daha da zorlaşmakta. Köylünün önünde doğal koşullardan kaynaklanan birçok engelin mevcut olduğu ortada ancak köylünün önündeki önemli engellerden birisi de malesef yine köylünün kendisi gibi görünüyor. Amatör zihniyet bırakılip biraz daha ticari boyutta profesyonelce düşünülebilirse köydeki mevcut potansiyel çok daha iyi değerlendirebilir ve  köydeki yaşam standardı yükseltilebilir. 

Yol, su ve telefon durumuna gelince, öncelikle şu belirtilebilir ki hala susuz ve yolsuz köylerin olduğu düşünülürse Ödek Köyü özellikle son beş altı yılda büyük bir yol kattetti bu konuda. Şu anda kapalı şebeke ile evlere su verilebilmektedir. Ancak özellikle yazın nüfusun artması ve insanların bağ, bahçe için içme suyunu kullanmaları neticesinde zaman zaman kapalı şebekedeki suyun yetersiz kaldığı görülmektedir. Telefon açısından da köyün bir sıkıntısının olmadığı söylenebilir. Buna rağmen yol köyün sorunlarından biri olarak durmaktadır. Birtakım çabalara rağmen köyün sağlıklı bir yolunun olduğunu söylemek zor. Ancak son zamanlarda yolun onarılması ve önemli geçitlerdeki köprülerin yapılması yönünde çalışmalar yapılmaktadır.

Sosyal ve Kültürel Yaşam:

Eğitim açısından, köyün mevcut olan okul binası şu anda faaliyette değil. Köyün merkezindeki okul binası uzun süredir okul olarak kullanılmıyor. Son zamanlarda uygulanmaya başlanan yatılı bölge ilköğretim okulu projesi kapsamında köylerdeki çocuklar ilçelerdeki yatılı bölge okullarında toplanıyor ve eğitimlerine burada devam ediyorlar. Bir öğretmenin bütün sınıflara aynı oda içinde, aynı anda ders verdiği eski köy okulu sistemine göre bu sistemin daha avantajlı olduğu görülmektedir. Mevcut okul binası toplantılar için kullanılmakla beraber zaman zaman köyde kalan sığır çobanlarına ya da kısa süreliğine gelen işçilere tahsis edilmektedir.

Köyde alışveriş yapılabilecek herhangi bir yer (bakkal, büfe)  bulmak mümkün değil. Köylüler ihtiyaçlarını genelde Pazartesi günü ilçeye, Divriği’ye giderek karşılıyorlar. Genelde ilçeye Pazartesi günü gidiliyor çünkü o gün ilçede sebze ve meyve pazarı kuruluyor. Haftalık ihtiyaçların karşılanması açısından en ideal yol bu pazara gitmek. Devlet dairelerinde ve çeşitli yerlerdeki işler yine aynı gün hallediliyor. Bir süre öncesine kadar köylüler ilçeye komşu köylerden gelen kaptıkaçtıyla gidiyorlardı. Ancak köyün şu anda kendi aracı bulunmaktadır. Maalesef köye günlük gazete, dergi vs ulaşmıyor. Insanlar dünyayla iletişimlerini radyo ve televizyon aracılığla kuruyorlar. Son zamanlarda oldukça yaygınlaşan uydu antenleri sayesinde köylüler birçok kanalı (yabancı, yerli) takip etme olanağına sahipler ki bu durum bilgi ve kültürel birikime önemli katkıda bulunmaktadır. Köyde herhangi bir kitaplık yok. Zaten eski kuşak arasında okuma alışkanlığı yok. Bunun yanı sıra köyde hiçbir kahvehanenin olmaması da ilginç bir durum. Insanlar sürekli çalışmayla meşguller. Köyde çalışmaya verilen önem insanı şaşırtacak boyuttadır. Coğrafi koşullar ve iklim yapısından dolayı çalışma şartları da oldukça zor. Bu durumda da eğlence ve kültürel faaliyetler her zaman ikinci planda kalıyor.

Son zamanlarda iyice azalan ancak hala varlığını sürdüren bir faaliyet de dokumacılıktır. Köylüler genellikle evlerini kendi dokudukları halı, kilim ve yastıklarla döşemektedirler. Önceleri bu el dokumaları köylüler tarafından bu işin ticaretiyle uğraşanlara satılırdı ve bu aynı zamanda bir gelir kaynağıydı. Ancak bu durum şu an için söz konusu değil. Bu dokumalar tamamen el emeği olduğu için değerleri de fazladır. Yünün toplanması, yıkanması, boyanması, ip haline getirilmesinden halının dokunmasına kadar her aşamada köylünün alın teri mevcuttur. Dokumaların üzerindeki şekil ve renkler de köylünün özlemleri, acılarını ve sevgisini yansıtır. Bu dokumalar hala çeyizlerin en değerli parçalarıdır.

Halı dokuma tezgahı Kilim Kilim

Köyde evler taş ve kerpiçten yapılmakta, üzeri saç veya da kiremitle kapatılmaktadır.Tipik bir köy evi büyükçe bir salon, bir kiler, mutfak -bazı evlerde ayrı bir misafir odası- ve de birkaç yatak odasından oluşmaktadır.  Salondaki oturma yerleri köylülerin kendi dokudukları halı ve yastıklarla döşenmiş sekilerden oluşmaktadır. Kışın evlerin ısıtılması sobayla yapılmakta ve yakıt olarak da tezek (kurutulmuş sığır tersi, kimi yerlerde tezek kesek olarak adlandırılır), kerme (tezekten biraz farklıdır, ağıl tabanlarının kazınması sonucu elde edilir), odun kullanılmaktadır. Salonlar genelde oldukça büyüktür. Bunun bir kaç sebebi vardır. Bunlardan biri önceleri ailelerin büyük, kalabalik oluşudur. Ailelerin büyük olmasının sebepleri olarak köy işlerinde işgücüne ihtiyacın olmasını ve kalabalık aile olmanın aynı zamanda da bir statü göstergesi olmasını sayabiliriz. Aileler küçülüyor olsa da bu tür bir algılama hala devam etmektedir. Neticede de büyük bir aileyi içerebilecek büyük salonlara ve odalara ihtiyaç vardır. Salonun büyüklüğü aynı zamanda bir güç gösterisidir çünkü bir evin misafirinin çok olmasıyla övünülmektedir ve çok fazla sayıda misafir ağırlamak amacıyla salonlar büyük yapılır. Misafire ve misafir ağırlamaya büyük önem verilmektedir. Bu tip eski evlerin aksine son zamanlarda yapılan evlerin yapımında betona daha çok yer verilmektedir. Bu yeni evler farklı şeklide ve farklı bir felsefeyle inşa edilmekte. Bu yeni tip evlerin salonları daha küçük ve oturma yerleri klasik sekilerden daha farklıdır. Bu evler daha çok büyükşehirlerdeki  gecekonduları andırıyor. Tabii şunu hatırlatmak gerekir ki son zamanlarda inşa edilen bu evler köyünden ayrılıp uzun süre büyük şehirlerde yaşamış insanlarca yapılıyor. Sonuç olarak köyden şehre göçüp hem şehir hem de köy arasında yeni bir alan bulmak/ yaratmak zorunda kalan köylülerin anlayışını yansıtıyor bu evler.


Ana Sayfa