|
KOÇ
KATIMI Köyümüzde, Ağustos ayının 1 ile 10u arası koçlar sürüden ayrılır. Bu aylar koçların kızgınlaştığı dönemlerdir. Ayrılan koçlar ağıllarda özel bir yerde ya beslenir ya da merada bir çoban eşliğinde otlatılır. Koçların bir ağılda özel olarak beslenmesi daha sağlıklıdır. Çünkü bir koç ne kadar bakımlı ve güçlü olursa, ondan doğacak yeni nesil kuzular da o kadar kaliteli ve sağlıklı olur. Eskiden köyümüzde, bir çoban tutulup, köyün bütün koçları toplanarak beraber otlatılırmış. Ancak günümüzde her sürü sahibi, koçlarını kuzunun içine katarak yayar.
Fotoğraf 1: Koçlar otlatılırken Koçlar, Sonbahar ayında, 29 Ekim ile 5 Kasım tarihleri arasında tekrar sürüye katılır. Bu koç katımı öncesinde geleneksel olarak yapılan bazı ritüeller [C1] vardır. Bu hazırlıkları kısaca açıklamak gerekir. Koçlar özel olarak hazırlanmış boyalarla rengârenk boyalanır. Bu boyalar ya kök boya ya da kınadan yapılır. Bunun amacı koçların sürünün içinde belli olmasını sağlamaktır. Ayrıca yeni bir başlangıcın ve sağlıklı bir neslin tohumlarının atıldığının inancı ile kutlama olarak da düşünülür.
Fotoğraf 2-3: Çobanlar koçu boyamaktadır Koçların boyunlarına elma, mendil veya çok nadir de olsa havlu bağlanır. Burada elma, bolluğu bereketi temsil etmektedir. Mendil ve havlu da sürüyü otlatan çobana hediye olarak düşünülmüştür. Bu hazırlıklardan sonra bir çoban eşliğinde koçlar sürüye katılmaya götürülür. Bu götürme işi adeta bir eğlence veya şölen niteliği kazanır. Koçları götüren çobana bir heybe hazırlanır. Heybeye[C2] ; kömbe[C3] , elma, leblebi, kuru üzüm, havlu, çorap konur. Ayrıca evin büyüğü koçları götüren kişiye bir hediye verir ( para, havlu, çorap vb. ). Koçlar sürüye giderken, koçların üstüne küçük kız çocukları bindirilirmiş. Buradaki amaç ise, doğacak olan kuzuların dişi kuzu olmasını istemektir. Böylelikle sürülerinde bir artış ve bolluk olacağına inanılır. Ancak günümüzde bu gelenek erkek çocuk veya kız çocuk farkı gözetilmeksizin yapılmaktadır, oldukça da azalmıştır.
Fotoğraf
4: Boyama işi devam etmektedir.
Koçları sürüye götüren
çoban, getirdiği heybedeki hediyeleri sürünün çobanına verir. Bu
karşılamadan sonra, sürünün çobanı, koçları sürünün içine
bırakır. Daha sonra da koçları getiren kişiyle birlikte
sürünün çobanı, kömbeyi ve elmayı yerler.
Bunların
yanı sıra koç katımından sonra kuzuların
doğmasına yakın da ilginç bir olay daha vardır. Köylülerin
o zaman ki inancına göre: Şubat ayı içerisinde, 1 28
tarihleri
arasında, kuzu koyunun karnında canlanır. Bu aya köylüler
yelsek ayı derler. Bu ay içerisinde, insanlar evlerinden birbirlerine
tuz, ocağı yakmak için ateş, ekmek, yağ, bulgur vb. gibi
malzemeleri vermezler. Bunun sebebi de, verilen bu malzemelerin sonuncunda koyunun
kuzuyu düşüreceği inancıdır. Kuzunun
sağlıklı olmayacağı da düşünülür. Bu ay geçtikten
sonra insanlar birbirlerine yardım etmeye devam ederler. Nesillerden beri yaşayan bu gelenek ve adetlerimiz günümüzde de varlığını korumaktadır. İnsanlarımızın büyük şehirlere göçüyle birlikte yöremizdeki sürü sayılarında azalma olmasına rağmen; koç katımı törenleri hala köyümüzde devam ettirilmektedir.
Fotoğraf 5: Boyama işi bitmek üzere. Fotoğraf 6: Tamamen boyanmış yaylımda bir koç Bir toplumda bireyler arası sosyal dengenin sağlanmasında (kurulmasında), ritüeller büyük paya sahiptir. Yöremizdeki insanların ortak yönü olan koç katım ritüeli, maddi ve manevi varlığın paylaşımını simgeler ve insanlar arasındaki ortaklığı pekiştirir.
Fotoğraf 7: Çocuklar koçun üzerine bindiriliyor [C1] Bir toplumda yüzyıllar boyu gelenek oluşturmuş ve hala yaşamını sürdüren, göreneği ve bireylerin yaşama biçimlerini belirleyen kurallardır. [C2] Binek hayvanının eyeri üzerine geçirilen veya omuzda taşınan, içine öte beri koymaya yarayan, kilim veya halıdan yapılmış iki gözlü torba. [C3] Altına ve üstüne ateş yakılan iki sacın arasında pişirilen mayasız ekmek Hazırlayan: Cengiz SARIGİL Not: Koç Katımı, Halı Dokuma, Koyun Kırkılması, Harman Kaldırma ve Hedik Kaynatma derlemelerinin hazırlanmasında fikirleri ve önerileriyle katkıda bulunan sevgili Musa ve Rıza SARIGİLe teşekkürlerimi sunarım.
|