DEK K

  

 HARMAN KALDIRMA

            Divriği yöresinde, Sonbahar mevsiminde yağmurlar yağmaya başladığı zamanlarda insanlar çift sürme işine başlarlar. Özellikle bu dönem, yazın bittiği ve güz yağmurlarının başladığı Eylül – Ekim ayları arasıdır. Daha sonraki aylarda kar yağdığı için çitf sürme fırsatı bulunmamaktadır. Köyde bu aylara hernik verilmektedir. İnsanlar bir yıl ektikleri tarlayı diğer yıl boş ( nadasa ) bırakırlar. Boş bırakılacak tarla herk edildikten sonra dinlenmeye bırakılır. Bir yıl içerisinde çiftçiler bir tarladan sadece bir kere ürün alırlar.

Resim 1: Sabanla çift  sürülüyor

            Ekilecek tarlaların sulanma imkânı varsa, ekilmeden önce sulanır. Modern tarım araçlarının bulunmadığı dönemlerde tarlalar öküzlerle sürülmektedir. Bu iş çok emek ve zaman isteyen bir yöntemdir. Günümüzde ise traktörle çok kısa bir sürede ve daha kaliteli sürülmektedir. Ancak hala traktörün giremediği engebeli arazi de insanlar sabanla[C1]  çift sürmektedir. Sürülen bu tarlalar dokuz ay gibi çok uzun bir bekleme süresinden sonra biçilecek duruma gelirler. Bu uzun süre zarfında; kışın karın altında kalan ve ilkbaharda da bahar yağmuru alan bu tarlalar yeşerir ve Temmuz – Ağustos aylarında hasat edilir.

Resim 2: Traktörle sürülen bir tarla

 

                                                Resim 3: Yeni yeşermeye başlayan tarlalar 

                                                Resim 4 : Biçilmeye hazır ekin

            Daha önceleri hasat zamanında  tarlada ekin biçme işi ırgatlar (tarım işçileri, bakınız fotoğraf 6) tarafından yapılmaktaydı. İnsan emeğine dayanan bu işlem de hayli zordur. Ekin biçme işi orak denilen ekin biçme aletiyle yapılırdı. Derilen bu ürünler bir bağcı ( genelde erkeklerden birisi ) tarafından bağlanır ve tarladan kaldırılmaya hazır hale getirilirdi. Derilen ekini bağlamak için ise bağcı tarafından toplanan kemlik kullanılır (bakınız resim 5). Bağcı tarlanın iyi bir yerinden ( ekin başaklarının uzun ve kuvvetli olduğu bir yerden ) eliyle ekin saplarını kökünden koparır. Bunlara dem denmektedir. Yolduğu bu ekinleri dere veya suyun bulunduğu ( hendek vb. ) yerlerde suyun içine yatırır ve onları bir gün suyun içinde kalacak şekilde yerleştirir. Bunu yapmasının sebebi kuruyan ekin saplarının bağlanırken kopmasını önlemektir. Bir gün bekleyen bu ekin sapları bağcı tarafından bir kuçak ekini bağlayacak şekilde - özel olarak – birbirlerine bağlanır. Patos verildiği dönemde bu bağları kesmek için ayrıca bir kişi görevlendirilir.

Resim 5: Ekin saplarından kem yapılıyor.

Bağcı tarladaki bu bağları binek hayvanlarına (at, eşek, katır) yüklenecek hale getirir. Tek hayvanın yükleneceği şekilde hazırlanan bağlara yük, daha çok hayvanın yükleneceği şekilde hazırlanana ise loda denir.

                                                Resime 6: Kadınlar ekin dererken

 

 Resim 7: Tarlada çalışan işçilere (ırgatlara) el dokuma heybelerle yemek götürülüyor

Daha sonraki zamanlarda ise ekinler erkekler tarafından tırpanla derilirdi (bakınız resim 7), ancak günümüzde birçok yerde biçer denilen (traktöre takılan ekin biçme aracı) aletle ekinler biçilmektedir (bakınız resim 8). Köyümüzde hasat zamanı; arpa için Temmuzun on beşi, ekin için ise Temmuz sonu ve Ağustos başıdır.

Resim 8: Ekin biçme aracıyla (biçer) hasat yapma 

 

 Resim 9: Tırpanla ot biçme

 Tarlada derilen ve bağ haline gelen bu ekinlerin evlere gelmesi için hayvanlar kullanılmaktadır. Hayvanların sırtlarına yapılan semere genellikle on altı veya on yedi bağ sap yüklenir. ( Bu sayı eşek için on üç veya on dörttür ) Çünkü bu sayılar bir hayvanın getirebileceği uygun sayılardır. Bu bağların hayvanlara yükleniş şekilleri de ilginçtir. Bağcı semerin sağ yanındaki cağa dört tane bağı, kendir denilen bir iple sarar. Aynı işlemi semerin sol yanındaki cağa da uygular. Daha sonra semerin ortasında kalan yere ( buraya üste denir ) iki tane bağı yerleştirir. Sağ yandaki kendir bu iki bağın üstünden sola atılır. Sol yandaki kendir de yine üsteyi saracak şekilde soldan sağa atılır. Karşılıklı atılan bu ipler sıkı bir şekilde çekilerek bağlanır. Daha sonra sağ cağa üç bağ daha bağlanır. Aynı işlem sol cağa da yapılır. Böylece on altı bağ hayvanın götürürken yıkmayacağı bir şekilde yüklenir. Hayvanın sapı yememesi için de ağzına burun delikleri açık olan torba takılır. ( Genellikle at, eşek ve katır kullanılır ) Sapı tarladan evlerin harmanlarına götüren kişiye de sapçı denir. Toplanan bu hasatlar evlerin harman denilen yerlerine yığılırdı. Bu işlem bittikten sonra ise ekin başakları, eski zamanlarda düven, harman makinesi; günümüzde ise patosla birbirinden ayrılır.

Resim  10 : Irgatlar tarlada ekin bağlarını toplarken

Resim 11: Eşekle düven sürme işi. Düven "harmanda ekinlerin sapı ve tanelerini (buğday, arpa, mercimek vs) ayırmak için kullanılan, önüne koşulan hayvanlarla çekilen, alt yüzünde keskin çakmak taşları dikine çakılı bulunan, kızak biçiminde araç" olarak tanımlanmaktadır.


            Resim 12: Kullanılmayan harman makinası                                   

                        Resim 13: Tarlada yığın olarak bekleyen saplar 

Şimdiki zamanda ise bu hasat işlemi tarlada yapılmaktadır. Biçer tarafından biçilen ekinler belli bir yerde yığın olarak toplanır ve orada patosa verilir (bakınız resim 13 ve 14). Bağlama işlemi ve sap çekme işi artık çok azalmıştır.

                                                                                 Resim 14: Tarladaki ekin yığınları patosa veriliyor 

Patosa verilen ekinler buğday, saman ve çöp olmak üzere ayrılır. Patos verilirken buğdayı elekten almak için bir kişi görevlendirilir. Bu kişi buğdayı çuvallara doldurur. Traktörlerle samanlar ve çuvallara konulan buğdaylar evlere getirilir. Buğday; tohumluk, un, bulgur, düğür gibi işlerde kullanılmak üzere ayrılır. Saman ise küçükbaş ve büyükbaş hayvanların kışlık yiyeceği olarak samanlıklarda depolanır (bakınız resim 15).

                                                Resim 15: Saman basma makinesi ile saman istif ediliyor (depolanıyor).


 [C1]Tarlayı ekilir duruma getirmek için çift süren hayvanların koşulduğu demir uçlu tarım aracı


Hazırlayan: Cengiz Sarıgil

Resimler:

3, 4, 8, 12, 13, 15           Feridun Sarıgil

5, 7, 11                             Nergiz Çelik

Bu yazının hazırlanmasında katkısı olan herkese ayrı ayrı teşekkürler...


Ana Sayfa