DEK K

  

GELENEKSEL KÖY DÜĞÜNÜ

Köy yaşantısı içinde en köklü geleneklerin başında köy düğünü gelmektedir. Bu yazıda artık unutulmaya yüz tutmuş geleneksel köy düğünü işlenmektedir. Yazını amacı köy düğününün aşamalarını bütün gerçekliğiyle görsel ve işitsel unsurlar (resim, oyun havaları, video) yardımıyla anlatmak ve  analiz etmektir. Geleneksel köy düğünü içerisinde yer alan belli başlı aşamalar şunlardır:

A. Düğün öncesi

1.      Görücülük (Kız – Oğlan Beğenme)

2.      Dünür Gitme[1]

3.      Söz kesme

4.      Şerbet

5.      Nişan

6.      Düğün okuntusu

7.      Çeyizin gitmesi ve sergilenmesi

B. Düğün

1.      Kına gecesi

        a. Kız kınası

    2. Gelin çıkartma

    3. Nikah

    4. Gerdek

C. Düğün sonrası uygulamalar

Geleneksel kesimlerde evlenme çağı veya yaşı değişiklikler göstermektedir. Bazı yerlerde erkekler askerlik dönüşü 21 – 22 yaşları arasında evlenirken bazı yerlerde de 17 – 22 yaş arasında evlenmektedirler. Kızlardaki evlenme çağı da bu yaşlara çok yakındır.  Bizim yöremizde ise erkekler genellikle asker dönüşünde kızlar ise  17 – 20 arasında evlenmektedir. Erkek ile kız arasında genellikle iki veya üç yaş fark olur. Geleneksel görücü usulü ile evlenmede erkek tarafı daha fazla insiyatife sahiptir. Çünkü genelde erkek tarafı gidip kız beğenir ve ister.

 Kız ve Oğlan Beğenme

Evlenme çağına gelen delikanlı ve genç kızlar ailesine evlenme isteğini çeşitli yollarla anlatırlar. Oğlan, evlenme isteğini ilk önce ( varsa ) kız kardeşine yoksa annesine açar. Annesine: “Anne sana bir yardımcı lazım, kaynana olacaksın!” gibi sözlerle bunu ifade eder. Ayrıca evlenme isteğini dolaylı yollardan da gösterebilir. Mesela yenmek üzere getirilen pilavın içine bir kaşığı dik şekilde bırakarak sofradan kalkar. Bu hareketler sonucunda aile bir karara varır. Oğlanın evlenmesinde aile tarafından bir sakınca görülürse bu ona genellikle annesi aracılığıyla anlatılır. Sakıncalar arasında maddi durumlarının iyi olmaması, gencin askerliğini yapıp yapmaması vb. gösterilebilir. (Köyümüzde erkek çocukları genellikle askerliklerini yaptıktan sonra evlendirilir).

Geleneksel köy düğünü içinde ebeveynlerin (anne ve baba) rolü büyüktür. Genç delikanlının; annesi veya kız kardeşi aracılığıyla bir sevdiği olup olmadığı öğrenilir, eğer yoksa annesi gence bir kız bulmaya çalışır. Buna görücü usulü evlilik denir. Görücülüğün aslını, evlenecek erkeğin aile üyeleriyle, akraba ve komşularından seçilen birkaç kadının daha önceden üzerinde durulan veya tanıdıklarınca önerilen kızın evini ziyaret edip, hem kızı yakından incelemeleri, hem de niyetlerini belli etmeleri oluşturmaktadır. Buna ‘kız bakma, görücü çıkma, dünür gezme’ adları  verilmektedir.[2] Bunun yanında köyümüzde; düğünlerde, bayramlarda, toplu ziyaretlerde veya köy içlerinde gençler birbirlerini görüp beğenebilirler.

Çevre köylerden birisinde uygun bir kız bulununca; delikanlının büyükleri kızı görmeye gider. Kız evine gelen dünürcüler hoş sohbet ile söze başlarlar. Kimi zaman kızı görmek için de kız evine gidildiğinde çeşitli bahaneler uydurulur ( kayıp hayvan aramak gibi ). Dünürcülerle birlikte genç delikanlı da kız evine gider. Buradaki amaç ona kız beğendirmektir. Genç delikanlı ancak kendisine soru sorulduğu zaman konuşur. Büyüklerinin yanında konuşmak uygun görülmez.  Eğer kız ve delikanlı birbirlerini bu ilk görmede beğenirlerse, bundan sonra iki taraf da birbirleri hakkında daha fazla bilgi sahibi olmaya çalışır. Genellikle ailenin yakınındaki dostları veya komşuları aracılığıyla karşı taraf araştırılır. Bu araştırmalar sonucunda oğlan tarafı kızı beğenirse, güvenilir bir elçi aracılığıyla kız tarafına haber gönderir. Eğer  kız tarafı da gelen bu elçiye olumlu bir cevap verirse kıza dünür ( kızı istemeye gelmek ) gelinmesini isteyebilir. Aradan fazla zaman geçmeden kıza dünür gidilir. Erkek tarafından dünür gidecek kişi özenle seçilir. Gidecek kişinin kız tarafınca hatırı sayılır biri olması tercih edilir.

Ancak bazen kız tarafı naz yapmak için dünürcüleri kabul etmez. Bir iki ziyaretten sonra kızın verilmemesi de mümkündür. (Köyümüzde dünür gitmek genellikle üç kere olur.) Ancak kızın verilip verilmeyeceği ilk gidilen dünürden sonra belli olur. Çünkü erkek tarafının ilk gitmesinde kız tarafı güler yüzlü, şen bir şekilde davranır, gelen misafirleri çok iyi bir şekilde ağırlarsa bu işin olacağı ortaya çıkar. (Yöreye uygun olarak gelenlere, yün yastıklar verilerek rahat oturmaları sağlanır, ayrıca büyük yün döşekleri serilir. Bu hareketler bu işin zor olmayacağının belirtileridir.) Eğer kız köy içindense istemeye akşam yemeğinden sonra gidilir, aksi taktirde öğlen gidilir.

Gidenler içinden önce bir sözcü seçilir. Bu kişi, kız tarafında konuşulacak her şey için yetkilidir. Genelde de o konuşur. Bu kişiye vekil veya kâhya denir. Kız istemeye gidildiğinde öncelikle genel konular üzerinde biraz sohbet edilir. Daha sonra ise vekil, sözü asıl meseleye getirir ve kimi zaman şu sözlerle isteğini dile getirir:

“Sebepsiz dost köyüne varılmaz, acıkmadan aş yenilmez. Ziyaretimizin sebebi sizden bir gavumluk ( kavimlik ) ummaktır.”

Oğlan tarafı bu sözleri söyledikten sonra susar, sıra kız tarafındadır. Eğer kız tarafının kararı olumsuzsa bunu direk olarak: “Kısmetinizi başka yerde arayın!” gibi ifadelerle karşı tarafa belirtir. “Bundan sonra da misafirlerimize her zaman kapımız açıktır” denilerek ilişkilerin yine normal seyrinde devamı istenir. Ayrıca karar olumsuzsa misafirlere ikramı kızın başka bir kardeşi yapar. Buna ek olarak olumsuz kararın bir göstergesi olarak bazen kız evine gelen misafirlerin ayakkabıları ters konulur. Ancak kız tarafının kararı olumlu ise erkek tarafına: “Siz şimdi gidin, biz bu konuyu kendi aramızda konuşalım, size haber veririz “ derler. Böylece dünür gitmenin ilk aşaması gerçekleşmiş olur.

Aradan belli bir zaman geçtikten sonra dünürcüler tarafından ikinci bir ziyaret olur kız evine. Erkek tarafı kız evine haberci göndererek dünür geleceklerini bildirir. Bazen kız tarafı işi biraz naza dökebilir ve oğlan tarafına: “Siz biraz daha gidip gelin” diye bir tutum sergileyebilir. Bunun üzerine oğlan tarafı evden ayrılır. Bundan sonra bir defa daha kız evi ziyaret edilir ( genellikle toplam üç defa ). Son gidişte söz kesmek için dünürcü heybesine şeker vb. şeyler konur. Söz kesmek için gerekli takılar alınır. Yine kız tarafına haber gönderilir. Bu sefer kız evinde daha ılımlı bir hava vardır. Kız tarafının sözcüsü de burada belli olur. “Çok geldik gittik, sizi rahatsız ettik: Allah’ın emri Peygamber’in kavli ile kızınızı oğlumuza istiyoruz” derler. Bunun üzerine kızın vekili ve babası, anasına bir soralım diyerek evin bir başka köşesine çekilirler. Daha sonra da kızın fikri kızkardeşi veya annesi tarafından öğrenilir. Kızın gönlü varsa, “gönlüm var beni verin” veya “annem babam bilir, onlar ne derse o olur” der. Eğer istemiyorsa yüksek sesle istemediğini belirtir. Kız tarafı, dünürcülerin yanına dönerek kararı bildirir. Eğer karar olumsuzsa “kızımız evlenmeyi düşünmüyor, kısmetinizi başka yerde arayın” der. Cevap olumluysa, “Allah hayırlı uğurlu etsin” gibi bir ifadeyle oğlan tarafına karar bildirilir. Bunun üzerine taraflar birbirlerini kutlarlar.

Fotoğraf: Gelin çıkartma

Söz Kesme:

Kız isteme işi olumlu sonuçlandıktan sonra sıra söz kesmeye gelir. Dünürcülük ile anlaşan aileler bu birlikteliği daha çok kişinin huzurunda tekrarlamak isterler. Buna söz kesme[3] denir. Bundan sonra oğlan tarafınca şerbet hazırlanır. Şerbetin çok tatlı olmasına dikkat edilir. Çünkü böyle olursa yeni kurulacak ailenin daha mutlu olacağına inanılır. Ayrıca şerbetin herkese sunulmasına da dikkat edilir. Şerbetten sonra herkes, özellikle oğlan tarafının katkılarıyla hazırlanan sofraya buyur edilir.

Söz olayının üstünden belli bir zaman geçtikten sonra oğlan tarafı kız evine gider ve bundan sonraki süreçte neyin, nasıl ve ne zaman yapılacağı kararlaştırılır. Bu ziyarette kız tarafının bir şey isteyip istemediği, düğünde takılacak takılar ve nişan yapılıp yapılmayacağı öğrenilir.

Nişan:[4]

Nişan yapılacaksa nişanın masraflarının çoğunu kız tarafı karşılar, ancak kız tarafı masrafları oğlan tarafı karşılayacak derse mecburen oğlan tarafı bunu kabul eder.  Nişan için hazırlıklar yapılır. Nişandan birkaç gün önce oğlan tarafınca kız alışverişe götürülür. Kızın bütün ihtiyaçları ve nişan yüzüğü alınır. Kızın yakın akrabalarına halayet (hediye) alınır. Kız tarafından da oğlan tarafına genelde nişan yüzüğü alınır. Nişan günü gelen misafirlere yemek ikram edilir ve genellikle davullu zurnalı eğlenceler düzenlenir. Bu amaçla birkaç gün önceden yufka hazırlanır ve koyun/sığır kesilir.

Nişandan  sonra kız ve oğlan ağır yükümlülük altına girmişlerdir. Nişanlı oğlan kız evine sürekli gidip gelemez. Nişanlılık süresinde kesin bir kural yoktur. Bu süre her iki tarafın anlaşmasına bağlıdır. Nişanlıların birbirleri ile görüşmeleri kentlerde olağan karşılanırken, geleneksel kesimde aile üyelerinin izinleri veya yanlarında bulunmaları ile gerçekleşmektedir.[5] Evlilik zamanı gelinceye kadar, geçen bayramlarda, oğlan ve kız birbirine hediyeler götürür.

Bundan sonra düğün hazırlıkları hızla devam eder. Düğüne yaklaşık bir hafta kala kız üstü görülür. Kız alışverişe götürülür ( genellikle ilçeye gidilir ) ve bütün ihtiyaçları karşılanır. Masrafların tamamı oğlan tarafınca karşılanır. Yine, kınaya götürülmek için, kuruyemiş vb şeyler alınır. Ayrıca kızın yakın akrabalarına hediyeler alınır. Bunun yanında o gün içinde resmi nikah da kıyılır.

Fotoğraf: Geleneksel elbiseler giymiş gelin

Kız üstü giydirmek ( elbise giydirmek ):

Bu gelenek; genelde düğünden bir hafta önceki Cuma günü gerçekleştirilir. Oğlanın annesi, bacısı ve yakın akrabaları, yaklaşık altı yedi kişilik bir bayan grubu, kızın evine gider. Kız evi bu gelenlerden haberdardır. Gelenler için yemekler hazırlanır ve misafirlere ikram edilir. Sıra kızın üstünü giydirmeye gelir. Kızın ablası veya yakınlarından bir bayan kızın yüzünü renkli, pullu puşu ile örtükten sonra maniler söyleyerek kızı gurubun ortasına getirir. Burada kıza alınan elbiseler kızın yanındaki bayana verilerek bir başka odada kızın elbiseleri giymesi istenir. Köyde elbise yerine üç peş denilen giysi giydirilir. Bu elbisenin giydirilmesiyle üst giydirme işlemi bitmiş olur. Bu etkinlikte kadınlar kendi aralarında eğlenirler.

Fotoğraf : Geleneksel düğün kıyafeti (üç peş, simli salta, yelek, kuşak, bel bağı)

Üstü giydirilen gelin o akşam kendi evinde kalmaz. Varsa dayısında yoksa yakın bir akrabasında misafir edilir. Bu sırada kız yalnız değildir, varsa ablası yoksa elbise giyiminde kendisine eşlik eden bayan düğün gününe kadar gelinin yanından ayrılmaz. Kız ertesi gün evine geri gelir. 

 

Fotoğraf: Tamamı yün iplikten yapılmış, geleneksel düğünlerde bele bağlanan kuşak

Kızı eve çağırma ( Davet etme )

            Üstü giydirilen kız düğüne kadar köydeki komşuları tarafından yemeğe davet edilir. Yemeğe gidilen evlerde herkes kendi durumuna göre kıza hediyeler verir. (çorap, yazma, küçük ev aletleri vb.) Bütün bunların yanında düğün hazırlıkları da devam etmektedir. Oğlan ve kız evinde düğünden bir iki gün önce düğün yufkası[6] açılır.

            Köyümüzde eskiden uygulanan ancak şimdi pek görülmeyen bir gelenek de köyün yasını almak[7] ve bunun yanında da okuyuntu[8] dağıtmaktır. ( Bunun yerini günümüzde düğün kartı almıştır ) Oğlanın babası yoksa en yakın akrabalardan biri yanına bir kişi alarak düğünden bir gün önce köyün yasını alır. Bu kişilerden birinde heybe vardır. Heybenin bir gözünde halayet ( hediye ) vardır. Hediyeler genelde: elbiselik, gömlek, çorap, el havlusu vb. olur. Heybenin diğer gözünde ise kınalı şeker olur. Köyde gezilerek oğlanın yakın akrabalarına bu hediyeler dağıtılır ve köylü düğüne davet edilir. Gidilen evlerde kınalı şeker dağıtılır. Ayrıca yakın bir zamanda cenazesi olan komşuya da baş sağlığı dilenerek yası alınmış olur.

Fotoğraf: Düğün izleyen kadınlar

Düğün başlamadan, düğün kahyası ( düğün sorumlusu ) belirlenir. Düğün kahyası hatırı sayılı ve ağzı laf yapan bir kişiden seçilir. Çünkü düğünü başından sonuna kadar o idare edecektir. Bayanlardan ise baş düğüşü seçilir. Baş düğüşü ise düğün bitene kadar gelinin tüm sorunlarıyla ilgilenir ve onun yanından hiç ayrılmaz. Bir de bayraktar[9] seçimi vardır. Bu kişi de düğün boyunca bayraktan sorumludur. Bayraktar, düğün alayı kız evine giderken ve gelin getirilirken bayrağı bırakmaz ve sorumluluğunu üstlenir. Bayrağı kaptırmaması en önemli görevidir.

Fotoğraf: Düğündeki halk oyunundan bir kesit

Düğün:

Bütün bu hazırlıklardan sonra düğün, oğlan evinde başlar. Köy düğünü, sabah güneşin doğmasından sonra bayrağın evin en yüksek bir yerine asılmasıyla başlar, bu bayrak düğün bitene kadar buradan indirilmez. Kız evine giderken başka bir bayrakla gidilir. Düğünlerimizde genellikle oyun havaları zurna ve davulla çalınır. Ayrıca sazın bulunduğu ortamlar da yok değildir. Oynanan bütün oyunlar genellikle bu iki müzik aletiyle birlikte olur.

Fotoğraf: Düğünün oğlan evinde başladığı an

Sabah çalmaya başlayan davulcu ve zurnacı düğün kahyası tarafından kahvaltıya davet edilir ve burada onlara bahşiş verilir. Kahvaltıdan sonra düğün tekrar başlar. Köyümüzde düğünlerde oynanan oyunlar: Sivas halayı, dik halay, paso, hoşbilezik, Kürt halayı, Sivas ağırlaması, üç ayak, semah, akçik, madımak, sumsuk, daraley vb. Bunlardan bazı örnekler dinlemek için aşağıdaki bağlantıları takip ediniz (bilgisayarınızda windows media player ya da winamp kurulu olmalıdır. Yüklemek için bağlantıları takip ediniz.)

Oğlan evinden kız evine salıkçı (haberci) gönderilir. Salıkçı kız evine düğünün başladığını bildirir ve özel istekleri iletir. Bunun yanında salıkçı kız evine içinde bazı yiyeceklerin bulunduğu bir heybe götürür. Ancak salıkçının kız evine çok dikkatli gitmesi gerekir. Çünkü yakalanması ve heybeyi kaptırması durumunda salıkçıya cezalar verilmektedir. Mesela salıkçının sırtına binilerek gezdirilir, ayrıca kız evinde de salıkçıya iş yaptırılır ( ahırların temizlenmesi gibi ).

Fotoğraf: Düğünün başlangıç anları (oğlan evi)

Oğlan evinde ise koyunlar kesilir ve yemekler yapılır. Düğün törenleri içinde oldukça yaygın olan adetlerden biri de düğün pilavıdır. Düğün pilavı genellikle etli bulgur biçimindedir. Düğün pilavının yapılması oldukça dikkat gerektirir. Bu pilav tecrübeli biri tarafından hazırlanır. Çünkü düğüne katılan herkese yetecek miktarda lezzetli pilav hazırlamak oldukça zor bir iştir. Genellikle köyümüzde bu işten sorumlu ehil insanlar vardır. Düğün pilavı yapılırken; bulgur ve etin dengeli olmasına, yağı ve tuzunun yeterli olmasına dikkat edilir.  Yemekten sonra içki masaları kurulur ve herkes eğlenir. Genellikle rakı, bira meşrubat ikram edilir. Akşama kadar halaylar çekilir ve düğün şenlenir. Düğün başlangıcından gerdek gecesine kadar oğlan müsayibinin (sağdıç)[10] evinde kalır.

 

Fotoğraf: Servis edilmiş düğün pilavı

Fotoğraf: Halk oyunundan bir görünüm

II. Gün

İkinci gün düğün alayı kız evine gider. Kızın evine düğün alayı yaklaştığı zaman kız tarafından bazı geçler düğün alayının önüne ip tutarlar. Buradaki amaç ayak bastı parası ( toprak bastı ) almaktır.  Gençlerden birisi sözcü seçilir. Bu sözcü oğlan tarafının düğün kahyasından haklarını ister. Bundan sonra sıkı bir pazarlık başlar, genelde ya içki verilir ya da para verilir. Gençleri razı etmek önemlidir.  Bundan sonra düğün alayı kız evinin önüne gelir. Oğlan tarafının bayraktarı bayrağı evin çatısına asmak için bekler. Bu arada kız tarafından bir kişi evin kapısını kilitleyerek düğün alayını içeri sokmaz. Oğlan tarafının düğün kahyası kapıyı kilitleyen kişinin gönlünü razı ederek kapının açılmasını sağlar.

Fotoğraf: Geniş katılımlı bir halay ( Haydar – Sultan Karşı’nın düğünü )

Eğer düğün alayı başka köyden gelmişse köydekiler onları imece usulü ile ağırlar. Herkes evine bir misafir götürür. Öncelikle kız evinde misafirlere etli bulgur pilavı ikram edilir. Bu arada yemekten önce  kız evinin önünde çalan davul ve zurnacıyı susturmak için kız tarafının düğün kahyası onlara bahşiş verir. Sıra bayraktarın hakkını vermeye gelir. Bayraktara da para ya da bir hediye verilerek bayrağı evin çatısına asması istenir. Bayrağın düğünlerde çok büyük bir önemi vardır. Çünkü bayrağı insanlar namusları olarak görürler. Bundan dolayı bayraktarın bayrağı kaptırmaması çok önemlidir.

Fotoğraf: Davul zurnalı bir semah oyunu

Daha sonra düğüncüler akşama kadar eğlenir ve halay çekerler. Akşam kıza kına yakılır. Bu kınaya kapış kınası denir. Kapış kınasını baş düğüşü yönlendirir. Kına genellikle genç kızlar tarafından hazırlanır ve hazırlanırken maniler söylenir. Kına genelde evin geniş olan yerinde yoksa dışarıda açık alanda yakılır. Kız, kınaya ya ablası ya da baş düğüşü tarafından hazırlanır. Kız orta bir yerde iskemleye (sandalye) oturtulur ve başına renkli pullu puşu örtülür. Geniş bir tabağa konulan kınanın üstüne mumlar yakılır. Kınayı yakacak olan kızlar gelinin etrafında bir halka oluşturarak bu kına tabağını dolaştırırlar. Bu işlem davul zurna eşliğinde üç kere tekrarlanır. Bu sırada kına elden ele geçerek hem maniler söylenir hem de oyunlar oynanır. Daha sonra kına tabağı baş düğüşüye verilerek kınayı yakması istenir. Gelin kınanın yakılması için elini açmaz. Bunun anlamı gelinin hediye  beklemesidir. Oğlan tarafından birisi kızın avucuna para ya da altın koyar.

Fotoğraf: Düğün öncesi düzenlenen kına gecesinde kıza kına yakılır. Bu fotoğrafta kınadan önce kızın elinin içine altın konuluyor.

Buradaki para ve altın, bolluğun ve bereketin simgesidir. Bu sırada diğer kızlar maniler ve ağıtlar söyler. Baş düğüşü,  kızın ellerine kınayı yaktıktan sonra yanında getirdiği beyaz bez ile kızın ellerini sarar. Buradaki beyaz bez ise kızın bahtının açık olmasını dileme anlamına gelir. Eskiden kızın ayak parmaklarına da kına yakılırdı.  

Fotoğraf. Kına gecesinden bir başka görünüm

 

Kına yakma işi bittikten sonra baş düğüşü kızı oyuna kaldırır. Kınayla birlikte üç kere halay çekilir. Daha sonra kız oyundan çıkarılır. Arta kalan kına baş düğüşü tarafından gelen misafirlere dağıtılır. Burada genellikle kınayı bekar kızlar ve bekar erkekler alır. Bunu bahtlarının açılması için uğur sayarlar. Kapış kınası denmesi de buradan gelir. Daha sonra oğlan evinden gelen kuruyemiş de misafirlere dağıtılır. Kuruyemiş de bolluğu ve bereketi simgeler. Akşam geç saatlere kadar eğlenilir ve daha sonra köylüler gelen misafirleri evlerine götürerek misafir ederler.

Fotoğraf: Atın sırtında bir baş düğüşü

Resmi nikahın yanı sıra kimileri dini nikah da kıydırır. Dini nikah sabah daha güneş doğmadan, oğlanın ve kızın babalarının ve şahitlerin huzurunda hoca tarafından kıyılır. Buna hoca nikâhı da denir. Nikâh bittikten sonra kızın çeyizi çıkartılır. Kıza verilecek çeyiz ortaya getirilir ve tek tek bütün misafirlere gösterilir. Bundan sonra kızın sandığı ortaya getirilir. Kız tarafından bir kişi sandığın üstüne oturarak çeyizi vermeyeceklerini beyan eder. Oğlan tarafının düğün kâhyası gelerek bu kişiyi razı etmeye çalışır. Burada da ya para verilir ya da herhangi bir hediye.

Ana Keteni

Sıra ana ketenine ( süt hakkı ) gelir. Anasının kızı üstünde hakkı kalmaması için verilen hediyeye ana keteni denir. Ana keteninde pazarlık olmaz, oğlan tarafının gönlünden ne koparsa onu verirler. Bu ya para olur ya da küçük hediyeler olur. Bu hediye baş düğüşü tarafından kızın anasına verilir.

 

Baldız Yüzüğü

Baldız yüzüğü, varsa kızın kız kardeşine yoksa kız tarafından gösterilecek kişiye verilir. Bu genellikle altın bir yüzük olur.

 Amca ve Dayı Yolu

Kızın amcasına ve dayısına kıza geçen emekleri için hediyeler verilir. Bu hediye genellikle, gömlek, elbise vb. şeylerden oluşur. Burada da pazarlık yoktur, getirilen hediyeler kız tarafına takdim edilir.

Kardeş Yolu

Bu iş kızın beli bağlandıktan sonra olur. Kızın belini varsa erkek kardeşi yoksa kız tarafından ( en yakınlarından birisi ) bir erkek bağlar. Kızın beli kırmızı renkli bir kurdeleyle bağlanır. Bu kırmızı kuşak bekaretin sembolüdür. Eskiden kuşak denilen bağ, boyalı ipten yapılmış üçgen şeklinde bir bağdır. Şimdi bunun yerini kırmızı kurdele almıştır.  Kızın kardeşi bu kurdeleyi kızın belinden üç kere Allah, Muhammet ve Ali diyerek dolandırır. Ancak bu işlemi yapmaya başlamadan önce elinde kurdele ile bekler. Oğlan tarafının düğün kâhyası gelerek kızın kardeşine hakkı olan kardeş yolunu verir. Bu genellikle para olur.

Fotoğraf: Kardeş yolu için taraflar bir arada

Daha sonra oğlan kızın belini bağlayarak kardeşiyle helalleşir. Dışarıda düğün alayı yola çıkmak için hazır beklemektedir. Kız bütün yakınlarıyla vedalaşır. Kızı dışarıya babası ya da erkek kardeşi çıkarır.

Fotoğraf: Gelin evinden çıkarken, kızın kardeşinin kızın belini bağladığı an

 Davul zurna, dışarıda geleneksel olarak ağıt havaları ve gelin çıkartma çalar.  Burada gelinin ağlaması beklenmektedir. Her ne kadar düğün bir insanın yaşamında en mutlu anlarından biri olsa da bu aynı zamanda bir hüzün anıdır, çünkü kız başka bir aileye gelin olarak gitmektedir. Eskiden yaygın olarak gelin kız evinden çıkarıldıktan sonra oğlan evine atla götürülürdü.  Kapının önünde gelinin atı hazır beklemektedir. Atın başını oğlanın sağdıcı ( müsayip kardeşi ) tutmaktadır. Çünkü gelin oğlan evine sağdıç tarafından götürülecektir. Gelin ata kardeşi tarafından bindirilir. Düğün alayı bundan sonra yola çıkar.

Fotoğraf: Gelin almaya giden düğüşü

 

Bu arada salavat getirilir. Aşağıda bunun bir örneği yer almaktadır:

           

Sıra sıra söğütler

            Birbirini öğütler

            Kim hakkı severse

            Verelim Muhammed'e salavat

 

            Keven gibi kökleri

            Keklik gibi cücükleri

            Kim hakkı severse

            Verelim Muhammed'e salavat

 

            Hakkın emriyle

            Düşmanın körüyle

            Kim hakkı severse

            Verelim Muhammed'e salavat

             Düğün alayı kızı alıp oğlan evine giderken yine gençler tarafından alayın önü kesilir. Burada da düğün kahyası gençlere para veya içki vererek onları razı eder.  

Fotoğraf: Gelini çıkartan dünürcülerin oğlan evine dönüşü (Haydar – Sultan Karşı’nın düğünü)

Sonunda düğün alayı oğlan evine gelir. Bayraktar kız evine götürdüğü ve dönüşte geri getirdiği bayrağı, oğlan evinde düğün süresince asılı duran bayrağın yanına asar. Davul zurna eşliğinde halaylar çekilir.

Fotoğraf: Gelin çıkartma

Oğlanın sağdıcı kızı attan indirmek ister fakat oğlanın anne ve babasına bağırarak gelin attan inmiyor diye seslenir. Damadın anne ve babası gelerek kıza hediyeler verir. Daha sonra kız attan indirilir ve eve götürülür. Kız eve girmeden, oğlanın annesi kızın başından buğday, bozuk para ve kuruyemiş serper. Buğday ve kuruyemiş bolluğu, demir para ise kuvveti temsil eder. Daha sonra gelinin ayak dibinde topraktan yapılmış bir küp ya da testi kırılır. Evin kapısının eşiğinin dış kısmına demirden yapılmış maşa, iç kısmına ise süpürge konur. Gelin kapı eşiğine geldiğinde eğilir niyaz eder, demir maşanın üstüne basar geçer ve içerdeki süpürgeyi alır ve bir kenara koyar. Burada maşaya basması demir gibi sağlıklı ve sağlam olması , eşiğe niyaz etmesi o haneye saygılı olması ve süpürgeyi alıp bir kenara koyması ise işlerinde hamarat olması temennisi içindir.   

Bir odaya alınan gelin dinlendirilir. Bu ara ilk çocuğunun erkek olmasını isteyenler gelinin kucağına erkek çocuk verir. Gelinin yanına müsayibin eşinden başka kimse giremez. Başkasının girmesi ise uğursuzluk sayılır. Gelin eve geldikten sonra yine yemekler yenir, kısa bir süre daha eğlence devam eder ve böylelikle düğün sona erer.

Fotoğraf: Geleneksel kıyafetler içinde düğün alayı

Beğ Eğleme

Gelin oğlan evine indikten sonra; köyün gençleri oğlanın müsayibinin evine, damadın yanına, gider ve orada eğlence düzenlerler. Burada akşam vaktine kadar eğlenilir. Akşam olunca sıra beğ eğlemeye gelir. Beğ eğleme, damadın gelinin yanına götürülme törenidir. Bu töreni kısaca şöyle anlatabiliriz: Bir kılıç alınır, kılıcın sapından ucuna kadar çapraz şekilde mumlar yapıştırılır. (Eskiden mum yerine ince bez parçaları kullanılırdı. Bu bezler arı peteklerinden alınan muma batırılarak kalem haline getirilirdi.) Kılıcın ucuna bir elma takılır. Bu törenin gerçekleşmesi için ortalığın tamamen karanlık olması gerekir. Çünkü damadın yaşlı insanlara görünmemesi gerekmektedir. Bu arada düğüşüler de müsayip kardeşin evinde hazır olurlar. Hazırlıklar tamamlandıktan sonra sıra oğlan evine gitmeye gelir. Davul zurna eşliğinde alay oğlan evine doğru yürümeye başlar. Oğlan evinin önüne gelindiğinde kılıca takılan mumlar yakılır. Oyunun başındaki müsayip kardeşi elindeki kılıcı elden ele geçirerek üç tur atar. Bu sırada damadın gelinin yanına yöneldiğini fark eden gençler damadın sırtına yumruklar vurarak damadı eve sokarlar. Damatla birlikte içeriye müsayip kardeşi ve onun eşi de girer. Diğer misafirler dağılır. Kızın anası evli çiftlere bir bohça[11] gönderir. Bohçada çeşitli yemekler, tatlılar ( un helvası vb. ) ve kuruyemiş bulunur. Oldukça yorucu ve uzun süren bütün bu düğün törenlerinden sonra yorulan damat, gelin, sağdıç ve eşi birlikte bu bohçadaki yemekleri yerler. Daha sonra damat ve gelin zifaf gecesine (gerdek)[12] girerler. Gelin ve damat baş başa kaldıklarında gelin damada yüzünü göstermez, çünkü yüz görümlüğü beklemektedir. Damat geline yüz görümlüğü için ya altın kolye takar ya da para verir. Dışarı çıkan sağdıç evin üstünde asılı olan iki bayrağı indirir. Böylece herkes evine dağılır.

Fotoğraf: Halayda bir baş düğüşü

Gelin Yüzü Açılması:

Bu adet gerdek gecesinin ertesi gününde, genelde köyün bütün kadınlarının katıldığı bir davet sonucunda gerçekleşir. Bunun için o güne özel yemekler yapılır. Daveti kabul eden bayanlar gelinin bulunduğu evde toplanır. Bu toplantıda kadınlar genellikle bir halka şeklinde oturur. Gelin, genç kızlar ve kaynanası tarafından ayrı bir oda da hazırlanır. Başına yüzünü örtecek şekilde renkli bir puşu örtülür. Gelin türküler eşliğinde kadınların bulunduğu yere getirilir. Gelinin yüzünü açmak için bir bayan görevlendirilir. Görevlendirilen bayanın anne, baba, ve eşinin  sağ olması; mutlu bir evlilik sürdürüyor olması tercih edilir. Çünkü yüzünü açtığı gelinin de kendisi gibi mutlu ve mesut olmasını istenmektedir. Gelin orta yerde diz çöktürülür ve salavat getirilerek yüzü açılır. Bundan sonra zülüf kesmeye geçilir. Gelinin iki yanağından gelen saçı çene hizasına gelecek şekilde kesilir. Kesilen bu zülüfün bir parçası beyaz bir mendile sarılarak ve yanına da bir hediye konularak kızın annesine gönderilir. Çünkü gelinin yüzü açılırken gelinin annesi bulunmaz. Gönderilen bu zülüf ve hediye kızın annesine teşekkür anlamındadır. Kızın, bakire olduğu  bildirilmektedir.  Kesilen diğer zülüfler geline verilerek bunu saklaması istenir. Böylelikle bu tören biter.

Evlendikten birkaç gün sonra damat ortalıkta görünmemeye dikkat eder. Çünkü görülmesi ayıp sayılır. Yeni gelen gelinin de kendinden büyüklere gelinlik etmesi beklenmektedir. Gelinlik etmek, kendisinden beklenilen bazı hizmetleri yapmak ve aile büyükleri yanında konuşmama gibi davranışları kapsar. Belli bir zamandan sonra kayınbabası geline bir hediye alarak gelinlik etmeyi sonlandırır.

 

Sonuç ve Çıkarımlar:

Bu yazıda geleneksel köy düğünü analiz edilmeye çalışıldı. Bu noktada bazı çıkarımlarda bulunmak yararlı olacaktır. Öncelikle görülmektedir ki ebeveynlerin düğünün başından sonuna kadar çok ciddi bir rolü vardır. Bu rol yeni bir ailenin kurulmasında birleştirici ve yönlendiricidir. Kimi zaman gençlerin tercihlerinin de önüne geçmektedir. Bir diğer çıkarım da şudur ki; köy düğünleri halkın inançlarının ve kültürünün en geniş anlamıyla sergilendiği özel anlardır. Aynı zamanda da halkın birliği ve beraberliğinin pekiştirilmesi için iyi bir fırsat sunmaktadır.

Diğer bütün gelenek ve adetlerimiz gibi köy düğünleri de zamanla değişime uğramakta, olumlu veya olumsuz olarak nitelendirilebilecek yeni anlamlar ve şekiller kazanmaktadır. Günümüz düğünlerinde yukarıda belirtilen birçok adetin uygulanmadığını görmekteyiz. Mesela günümüzde kadının toplumdaki konumunun olumlu yönde değişmesine paralel olarak gelin yüzü açma adeti azalmıştır. Bu durum bazı açılardan olumlu olarak değerlendirilebilir çünkü bekaretin bu kadar önem arz etmesi ve törenle de bunun ilan edilmesi, kadının onurunu incitici bir uygulama olarak değerlendirilebilir.

Ayrıca günümüz düğün anlayışında gençlerin iradesinin düğün öncesinde ve düğünün başından sonuna kadar olan sürede çok daha belirleyici olduğunu gözlemliyoruz ki bu önemli ve olumlu bir gelişmedir; çünkü görücü usulü evlilikte ailelerin kararları ve tavırları gençlerin iradelerinin ve duygularının önüne geçmekte bu da bu usulle gerçekleştirilen evliliği riskli bir hale getirmektedir. Evlenmeyi iki  insanın ortak bir yaşam oluşturması olarak tanımlarsak, bu süreçte tarafların kararlarının çok daha önemli olması gerekir. Çünkü sağlıklı bir evlilik için tarafların birbirlerini çok iyi tanımaları ve anlamaları gerekmektedir. Ancak görücü usulü evlilik buna pek uygun değildir. Çünkü taraflar birbirleri hakkındaki bilgileri daha çok aracılar vasıtasıyla elde ederler ki bu bilgiler de pek sağlıklı olmayacaktır.   

Fotoğraf: İkili bir halk oyunu gösterisi (Abidin Çelik ve Garip Ede -Kadir Erdoğan-)

Bazı olumsuz değişimler olarak nitelendirilebilecekler arasında sayabileceğimiz bir durum geleneksel köy düğünü içinde yoğun bir şekilde gördüğümüz sembollerin günümüz düğünlerinde pek de yer almıyor olmasıdır ki bu da düğünlerin anlam ve çağrışımlar  açısından zenginliğini kaybettiğini daha sığ bir hal aldığını göstermektedir.

Bir diğer olumsuz durum da geleneksel köy düğününde çok açık bir şekilde görülen şenlik ve birliktelik havasının günümüz düğünlerinde yeterince görülmemesidir (mesela köyün yasını alma adeti oldukça azalmıştır). Ayrıca günümüzde salonlara sıkıştırılan düğünlerimiz gerçekliğini ve özgünlüğünü kaybetmektedir. Bunun da asıl sebebi günümüz toplumlarında hakim olan ticari zihniyetin köklü geleneklerimiz olan düğünlerimizi de etkiliyor olmasıdır. Bütün bu süreç köy düğünlerinin sıcaklığını, birliktelik duygusunu ve doğallığını köreltmektedir.    

---------

 Not: Bu çalışmanın oluşmasında birçok kişinin katkısı oldu. Bir diğer ifadeyle bu çalışma bir imece örneğidir. Aşağıdaki isimler bunların sadece bir bölümüdür. Ancak yazıdaki her türlü hata, eksiklik siteye aittir. Herkese, katkılarından dolayı teşekkürlerimizi sunarız:

  1. Musa SARIGİL
  2. Nergiz ÇELİK
  3. Zöhre ÇİÇEK
  4. Songül EKEN
  5. Gülizar EKEN
  6. Feriza ÇİÇEK

 


 

[1] Evlenecek kimse için kız istemeye gitmek, TDK Sözlük

[2] TDK Sözlüğü ve Kültür Bakanlığı web sitesi

[3] Genellikle evlenmek için anlaşıp kesin karar vermek, TDK Sözlüğü

[4] Evlenmek üzere birbirine söz verme, nişanlanma., TDK Sözlüğü

[5] Kültür Bakanlığı web sitesinden alınmıştır.

[6] Düğünlerde yemek verilir ve onun için yufka hazırlanır. ( Yufka: Oklava ile açılan ince, yuvarlak hamur yaprağı. 2. Sacda pişen bir ekmek türü.

[7] Düğünden önce köyde cenaze varsa düğün sahipleri cenazesi olan evi ziyaret eder. Burada kendilerinin düğün yapacağını ve kendisinin izini olup olmadığı sorulur. Ayrıca bu kişi düğüne davet edilir.

[8] Düğüne davet etmek ,günümüzün düğün davetiyesi ( düğün kartı )

[9] Bayrağı taşımakla görevli kimse, TDK Sözlüğü

[10]    Düğünde gelin veya güveyiye ( damada) kılavuzluk eden kimse.

[11] İçine herhangi bir şeyin konup sarıldığı dört köşe kumaş:

[12] Gelin ve damadın düğün gecesi baş başa kalmaları ve ilk kez birlikte olmaları.