DEK K

  

DİVRİĞİ

Tarihi Gelişimi[C1] 

            Divriği, Çaltı Vadisi’nin tabanında ve yamaçlarında kurulmuştur. Şehrin ilk kurulduğu yer ise, kuzeydoğu kısmında Çaltı vadisine çok dik yamaçlarla inen bir tepe üzerinde bulunan kale civarı ve etekleridir. Yüzölçümü 2782 km olup denizden yüksekliği 1250 metredir. İlçenin dış bağlantısı Sivas – Erzincan demiryolu ve Sivas – Divriği karayolu ile sağlanmakta olup Sivas’a, demiryolu ile 179 km, karayolu ile 169 km uzaklıktadır. Doğusunda Erzincan, batısında Kangal, kuzeyinde Zara ve İmranlı, güneyinde ise Malatya bulunur.

 

            Elde edilen bilgilerden, Hititler döneminde önemli bir yerleşim birimi olduğu anlaşılan Divriği’nin MÖ 550 yıllarında Persler’in eline geçtiği anlaşılmaktadır. Daha sonraları Roma İmparatorluğu’na bağlı olarak Kapadokya topraklarında yer almış, 395’te de Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılmasıyla Doğu Roma ( Bizans ) sınırları içerisinde kalmıştır.

                                                            Fotoğraf 1: Divriği

            Divriği’nin, Bizans ile İran arasındaki sınır karakollarından biri olma işlevini de yerine getirdiği, Bizans İmparatoru Heraklius tarafından Sasani işgalinden kurtulan şehrin kısa bir süre sonra Arap saldırılarına, Malatya, Maraş ve Samsat gibi merkezlerde bulunan askeri kolonilerin akınlarına hedef olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca Divriği, IX. yüzyılda Pavlikan tarikatının merkezi durumuna gelmiştir[C2] .

            Divriği yöresi, 1071 Malazgirt Zaferi’nden sonra Türklerin eline geçmiştir. Selçuklu Sultanı Alpaslan, beylerinden Mengücek’e Yukarı Fırat bölgesini ikta olarak vermiş, böylece Mengücek Bey ve sülalesi Erzincan, Kemah, Şebinkarahisar ve Divriği’ye hâkim olmuştur.

                                                Fotoğraf 2: Divriği’den bir görünüm

Divriği Mengücekoğulları’nın sakin yaşayışları, kendini sanat alanında göstermiş: Türk – İslam sanatının en güzel eserleri bu dönemde ortaya çıkmıştır. Divriği’nin sarp ve bir önemli geçitle çevrili coğrafi yapısı, savunmasında önemli kolaylıklar sağlamış ve Mengücekoğulları, Malazgirt Zaferi’nden itibaren uzun bir süre beylik olarak devam etmiştir. Egemenlikleri boyunca büyük ölçüde savaş ve siyasal olayların dışında kalmaları, Anadolu’ya eserlerin en güzellerini kazandırmalarında etkili olmuştur. Onların şaheseri olan Divriği Ulu Camii ve Melike Turhan Darüşşifası, Ortaçağ boyunca Anadolu’da yapılan anıtların en başta gelenlerindendir[C3] .

Divriği, Mengücekler yıkıldıktan sonra bir süre Eratnalılar’ın, 1381’den itibaren de Memlükler’in hâkimiyetinde kalmıştır. Yöre, 1398’de Sivas ile birlikte Osmanlı topraklarına katılmışsa da, Timur’un Sivas’a saldırması neticesinde yeniden Memlükler’in hâkimiyetine girmiştir. Divriği’nin Osmanlı topraklarına kesin olarak katılması ise, Yavuz Sultan Selim’in 1516 yılındaki Mercidabık Seferi’nden sonra Anadolu’da Memlük hâkimiyetine son vermesiyle gerçekleşmiştir[C4] .

Osmanlı Devleti’nin merkezden oldukça uzak bir yerinde sancak merkezi olan Divriği, XVI. yüzyıl sonları ile XVII. yüzyıl başlarında, bölgedeki diğer bazı şehirlerde olduğu gibi “Celalilerin” hareket sahası içerisinde kalmıştır[C5] .

Fotoğraf 3: Divriği Ulu Camii

Divriği Ulu Cami hakkında bazı yazılar ve resimler için bağlantıları takip ediniz.

 

Netice itibariyle, Osmanlı döneminde Sivas vilayetine bağlı bir sancak olarak varlığını sürdüren ve uzun süre içine kapalı kalıp ulaşım açısından yol kavşağında bulunmayan Divriği’de Osmanlının son dönemlerine doğru fazla bir gelişme ve kalkınma görülmemiştir.

Birinci Dünya Savaşı’na kadar sancak merkezliği yapan Divriği, 1922 yılında Sivas’ın yeniden idari teşkilatlanmasının yapılması sırasında ilçe konumuna getirilmiştir.

 

İnanç Coğrafyası

Divriği’deki önemli ziyaret yerleri şunlardır: Kızıl Medrese Camii, çarşı başında Hatip Şemsi Camii ve Bezm-i Gah Camii diğer meşhur camilerdir. Medreselerinden Ulu Cami Medresesi, Kızıl Medrese ve Hatipzade Medresesi meşhurdur. Halveti tarikatında ulu sultan olan Şeyh Mahmud Efendi, ayrıca Şeyh İbrahim bin Şeyh Mahmud, Şeyh Osman bin Şeyh İbrahim ve kale içindeki Şeyh Bedir Efendi önemli ziyaret yerlerindendir[C6] .

Divriği’nin günümüzdeki durumu göz önüne alındığında, İlçe 1 belediye, 26 mahalle, 5 bucak ve 111 köyden oluşmaktadır. 2000 genel nüfus sayımına göre ilçenin toplam nüfusu, 23.313’tür. Bunun 14.429’u ilçe merkezinde, 8.884’ü ise ilçeye bağlı köy ve bucaklarda yaşamaktadır.

İlçe nüfusunun tamamını Müslümanların oluşturduğunu görmekteyiz. İlçe merkezinde Aleviler ile Sünnilerin yarı yarıya olduğu tahmin edilmektedir. İlçeye bağlı 111 köyden 11’inde Sünniler ( Divriği’deki Sünni köyler şunlardır: Duruköy, Gezey, Güresin, Ağaçlıgöl, Atmalıoğlu, Beldibi, Handere, Ortaköy, Selimoğlu, Yeşilyol ve Kesme ), 6’sında Sünniler ile Aleviler karışık (Karışık köyler: Akpelit, Gökçeharman, Maltepe, Adatepe, Çayözü ve Kızılcaören’dir), geriye kalan 94 köy ile bucakların tamamında ise Aleviler yaşamaktadır.

Aleviler ile Sünnilerin birlikte yaşadıkları bu 6 köyden Akpelit ile Çayözü’nde Alevi nüfusun; Maltepe ile Adatepe’de Sünni nüfusun daha fazla olduğu, Gökçeharman ile Kızılcaören’de ise Aleviler ile Sünnilerin yaklaşık yarı yarıya oldukları belirtilmektedir[C7] .

Bütün bunlara göre, Sünnilerin yaşadığı 11 köyün toplam nüfusu 790, beraber olarak yaşadıkları köylerdeki Sünnilerin tutarı yaklaşık olarak 300’dür. İlçe merkezindeki nüfusun yarısını Sünni olarak kabul edip merkezdeki Sünni sayısını 7200 civarında düşünür isek, ilçe genelinde Sünnilerin yaklaşık olarak 8.300 kişi olduklarını söyleyebiliriz. Bu da bize ilçe genelinde yaşayan toplam 23.313 kişinin yaklaşık 8.300 kadarını ( yani % 35 ) Sünnilerin, 15.013’nü de ( yani % 65 ) Alevilerin oluşturduğunu gösterir.

Fotoğraf 4: Divriği’den bir görünüm

Sünnilerin yaşadığı köyler ile Alevilerle Sünnilerin birlikte yaşadığı köylerin hepsinde cami vardır. Ayrıca Saltı mezrası ile nüfusunun tamamı Alevi olan Akmeşe ve Konak köylerinde de cami bulunmaktadır. Bunların dışında Eğrisu, Ağılcık ve Mursal köylerinde yeni birer cami yapılmış olup henüz kadroları bulunmamaktadır[C8] 

İlçe merkezine Alevi nüfusun sonradan yerleştiği, bunun da maden tesislerinde çalışmak üzere gelenlerle beraber önemli bir sayıya ulaşıp günümüzde merkez nüfusun yarısına eriştiği ifade edilmektedir. Divriği merkezinde son 50 yıl içerisinde büyük bir Sünni göçü yaşandığı belirtilmektedir. İlçede Türkmen Aleviler olduğu gibi az da olsa Kürt menşeli Aleviler de bulunmaktadır. İlçe merkezinde Alevilere ait Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği var olmakla beraber önemli bir faaliyet içerisinde olmadığı görülmektedir. İlçe merkezinde Alevi –Sünni mezarlıkları ayrıdır. Aleviler cenaze esnasında camiden sadece Sala verdirmekte, bunun dışındaki diğer işlerini ise kendi hocalarına yaptırmaktadırlar. Aleviler’de dedeliğe saygının özellikle yaşlılar arasında devam ettiği görülmektedir. İlçe merkezinde cemevi bulunmaktadır.

                                    Fotoğraf 5: Divriği’nin kuzeydoğusundaki Çaltı vadisi

İlçe genelinde daha çok Alevilere ait çok sayıda ziyaret edilen türbenin olduğu tespit edilmiştir[C9] . Bu türbeler daha çok Haziran ayı ile güz aylarında ziyaret edilmektedir. Ziyaret öncesinde para toplanmakta, kurban alınmakta ve pilav yapılmaktadır. Çoğunlukla adak kurbanı ve yağmur duası için de buralara gidilmektedir.

İl Müftülüğü’nden alınan bilgilere göre 2004 Haziran ayı itibariyle Divriği ilçe merkezinde 22, köylerde ise 18 tane olmak üzere toplam 40 camii vardır. Buna karşılık ilçe merkezi ve köylerde toplam 16 kadrolu imam ile 7 müezzin bulunmaktadır. İlçe merkezinde bir Kur’an Kursu bulunmakta ve burada bir Kur’an Kursu öğreticisi görev yapmaktadır[C10] .

İlçede yaşayan gayrimüslim nüfus bulunmamaktadır. Elde edilen bilgilere göre, Kayaburun ( Odur ) köyünde ( 1992’ye kadar ) beş Ermeni Gregoryan kişi yaşamaktadır. Babalarının Divriği Demir Çelik Tesisleri’nden emekli olmasıyla İstanbul’a göç etmişlerdir. İlçe nüfusuna kayıtlı gayrimüslim nüfus sayısı 1991 yılında 394 kişi iken 1996 yılında bu sayı 274 kişiye düşmüştür[C11] .

Tarikat şeyhinin bulunmadığı ilçede az miktarda da olsa Sivas’taki İhramcı İsmail Efendi’ye mensup olan Nakşiler, Adıyaman Menzil’e bağlı olanlar ve Kadiri tarikatına mensup olan insanlar bulunmaktadır.

 

Fotoğraf 6: Divriği Cürek tarafı

 

Hazırlayan: Cengiz SARIGİL


 [C1]Gökbel, Ahmet, İnanç Tarihi Açısından Sivas, Kitabevi Yayınları, İstanbul, Kasım 2004

 [C2]Besim Darkot, “Divriği”, İA. III, ( MEB ), İstanbul, 1977, s. 596 – 597; Eken, Galip, Fiziki Sosyal ve İktisadi Açıdan Divriği ( 1775 – 1845 ), s. 1; Denizli, s. 225; Türk Ansiklopedisi, “Divriği”, XIII, s. 366; Mahiroğulları, “Seyyahların ve Sanat Tarihçilerinin Gözüyle…”, s. 21; Balgalmış, “Divriği”, DİA, IX, s. 452

 [C3]Sakaoğlu, Necdet, Mengücekoğulları, (Milliyet yay), İstanbul, 1971, s. 121 – 203; Mahiroğulları, “Seyyahların ve Sanat Tarihçilerinin Gözüyle…”, s. 21; Darkot, “Divriği”, İA, III, s. 598 – 99

 [C4]Hoca Sadettin, Tacü’t-tevarih, IV, ( Sad: İsmet Parmaksızoğlu ), Ankara, 1978, s. 292; Sakaoğlu, Mengücekoğulları, s. 75; Eken, Galip, Fiziki Sosyal ve İktisadi Açıdan Divriği ( 1775 – 1845 ), s. 1

 [C5]Akdağ, Türk Halkının Dirlik ve Düzenlik Kavgası Celali İsyanları, s. 21 – 25

 [C6]Evliya Çelebi, Seyahatname, III, s. 214; İbrahim Aslanoğlu, Evliya Çelebi Sivas’ı ve Sivaslıyı Anlatıyor, ( Sivas Hizmet Vakfı ), İstanbul, 1991, s. 109, 111

 [C7]Bozkuş, Metin, Tarihten Günümüze Sivas Yöresinde Alevilik, ( Vizyon Matbaacılık ), Sivas, 2000

 [C8]Bozkuş, s. 81.

 [C9]Özen, Kutlu, Sivas ve Divriği Yöresinde Eski Türk İnançlarına Bağlı Adak Yerleri, ( Dilek Matbaası ), Sivas, 1996, s. 71 – 228 

 [C10]Sivas İl Müftülüğü İstatistikleri, Haziran, 2004

 [C11]Ünalan, Sıdık, XX. Yüzyıl Sivas Tarihi ve Günümüz İnanç Coğrafyası, ( Yayınlanmamış Doktora Tezi – İnönü Ünv. Sos. Bil. Ens. Tarih Eğitimi Anabilim Dalı ), Malatya, 19971

 

 

 

 


Ana Sayfa